İçeriğe geç

iletişim · tartışma · ilişki

Özür dilemenin işe yarayan hâli: koşullu özür neden işe yaramaz

· Güncelleme: · 3 dakikalık okuma

Neden bazı özürler işe yaramıyor?

İşe yaramayan özürlerin çoğu koşulludur: «üzüldüysen özür dilerim» cümlesi özür değil, karşı tarafın tepkisini tartışmaya açan bir cümledir. İşe yarayan özür üç şey içerir: ne yaptığınızı adıyla söylemek, bunun karşı tarafta ne yarattığını kabul etmek ve neyin değişeceğini söylemek. Açıklama, savunma ve karşı suçlama bu üçünün hiçbirinin yerine geçmez.

Koşullu özür neden yaralar?

«Üzüldüysen», «öyle anladıysan», «kırıldıysan» ile başlayan özürlerin ortak yanı, cümlenin merkezine yapılan davranışı değil karşı tarafın tepkisini koymalarıdır. Bu yapı, farkında olmadan bir şüphe ekler: belki de üzülmene gerek yoktu. Böylece özür, olayı kapatmak yerine tartışmayı yeniden açar; üstelik bu kez tartışılan konu davranış değil, karşı tarafın hassaslığı olur.

Aynı sorun «özür dilerim ama» kalıbında da vardır. «Ama» bağlacı kendinden önce söylenen her şeyi geri alır. Cümlenin ikinci yarısı bir gerekçe içerdiğinde, karşı taraf ilk yarıyı duymaz.

Özrü bozan dört kalıp

  • Koşul: «Üzüldüysen özür dilerim.» Özrü karşı tarafın tepkisine bağlar.
  • Gerekçe: «Özür dilerim ama çok yorgundum.» Yorgunluk açıklamadır, özür değildir; ikisi aynı cümlede söylenirse açıklama kazanır.
  • Denkleştirme: «Özür dilerim, sen de geçen hafta...» İki ayrı konuyu birleştirmek, ikisini de çözümsüz bırakır.
  • Aceleye getirme: «Tamam, özür diledim, kapatalım artık.» Özür, karşı tarafın hızını belirleme hakkını içermez.

İşe yarayan özrün üç parçası

  1. Davranışı adıyla söyleyin. «Yanlış bir şey yaptım» değil, «dün akşam sözünü kestim ve konuyu kapattım». Belirsiz özür, karşı tarafa neyin anlaşıldığını göstermez.
  2. Etkisini kabul edin. «Bu seni yalnız bıraktı» ya da «bu yüzden bütün akşam kötü hissettin». Etkiyi siz dile getirdiğinizde, karşı taraf kendini savunmak zorunda kalmaz.
  3. Ne değişecek, söyleyin. «Bir daha yapmayacağım» yeterli değildir; nasıl yapmayacağınız gerekir: «Konuşma uzayınca ben de sinirleniyorum. Bundan sonra ara vermek istediğimde susup çekilmek yerine söyleyeceğim.»

Üçüncü madde çoğu özürde eksiktir ve tam olarak eksik olduğu için özürler tekrarlanır. Aynı özrün üçüncü kez dilenmesi, karşı tarafta özrün kendisine olan güveni bitirir.

Aynı özrün iki hâli

İşe yaramayan hâliİşe yarayan hâli
Üzüldüysen özür dilerim.Dün akşam sözünü kestim ve konuyu tek taraflı kapattım. Özür dilerim.
Öyle demek istemedim, yanlış anladın.Ne demek istediğimden çok, sende ne bıraktığı önemli. Onu duydum.
Özür dilerim, ama sen de bana aynısını yapıyorsun.Senin bahsettiğin konuyu ayrıca konuşalım. Şu an konuştuğumuz benim yaptığım.
Bu konuyu artık kapatalım mı?Konuşmaya hazır olduğunda haber ver. Bekleyebilirim.

Zamanlama: ne zaman erken, ne zaman geç?

Tartışmanın hemen ortasında dilenen özür çoğu zaman tartışmayı bitirme isteğidir, pişmanlık değil; karşı taraf bunu genellikle sezer. Öte yandan günlerce beklenen özür, sessizliğin kendisini ikinci bir kırgınlığa dönüştürür. Pratik ölçü şudur: ikinizin de sesi normale döndüğünde, ama konu hâlâ hatırlanırken.

Karşı taraf konuşmaya hazır değilse, özrü zorla dinletmek özrü bozar. Bu durumda tek cümlelik bir mesaj yeterlidir: konuşmak istediğinizi söyleyin ve zamanı ona bırakın.

Aynı özrü ikinci kez dilemek zorunda kalırsanız

Tekrarlanan özür, ilk özrün üçüncü parçasının tutmadığını gösterir: söz verilen değişiklik gerçekleşmemiştir. Bu durumda aynı cümleleri tekrarlamak güveni daha da aşındırır. Yapılabilecek daha dürüst şey, tekrarı da kabul etmektir: «Bunu geçen sefer de söylemiştim ve tutmadım.»

Ardından söz vermek yerine somut bir düzenleme koymak gerekir. Bir hatırlatıcı, bir kural, bir sınır. «Dikkat edeceğim» ölçülemez; «tartışma uzarsa on dakika ara isteyeceğim» ölçülebilir. İkinci özrü ayakta tutan şey pişmanlığın büyüklüğü değil, önerilen düzenlemenin somutluğudur.

Yazılı mı, yüz yüze mi?

Yazının iki avantajı var: sözünüz kesilmez ve cümleleri düşünerek kurarsınız. Ayrıca öfkeli anda söylenen fazladan bir cümlenin yazıya girme ihtimali daha düşüktür. Dezavantajı ise sesin ve yüzün eksik kalmasıdır; kısa yazılı özürler soğuk okunabilir.

Denenmeye değer bir orta yol: önce yazın, sonra yüz yüze söyleyin. Yazılı hâl düşünmeyi düzenler, yüz yüze hâl samimiyeti taşır. Yalnızca yazıya sığınmak ise bir süre sonra fark edilir; sürekli mesajla dilenen özür, konuşmaktan kaçınmanın kibar hâline dönüşür.

Özür affı garanti etmez

İyi dilenmiş bir özrün karşılığı otomatik olarak affedilmek değildir. «Özür diledim ama hâlâ kızgın» cümlesi, özrün işe yaramadığı anlamına gelmez; yalnızca zamanın henüz geçmediği anlamına gelir. Affı talep etmek, özrü yeniden koşullu hâle getirir.

Yazarak başlamak istiyorsanız, cümleleri sıfırdan kurmak yerine yapısı hazır bir taslaktan gitmek işi kolaylaştırır.

Özür mektubu şablonlarına bak